2 Nisan 2026, Perşembe
20:55

Sivas’ta Ticaret Mi Yapılıyor, Yoksa Sabır Mı Sınanıyor?

Sivas’ta Ticaret Mi Yapılıyor, Yoksa Sabır Mı Sınanıyor?

YAZAR : MELDA GENEŞ / SİVAS

Sivas’ta Ticaret Mi Yapılıyor, Yoksa Sabır Mı Sınanıyor?

Gazetemizin iletişim hatları, sosyal medya mesaj kutularımız ve sokakta çevrilen muhabir arkadaşlarımızın maruz kaldığı feryatlar artık tek bir noktada birleşiyor: "Sivas’ta esnafın bir kısmı vatandaşın cebini değil, doğrudan sinir uçlarını hedef alıyor!" Gelen şikayetlerin özeti hep aynı; vatandaş mahalle bakkalına veya çarşıdaki büfeye giriyor, bir paket sigara yanına da bir sakız alacak. Ancak kasada duyduğu rakam karşısında şoke olup, nezaketle "Hayırdır usta, etikettekiyle bu tutmuyor?" diyecek olsa, aldığı cevap adeta bir tokat gibi yüzünde patlıyor: "İşine gelirse hemşerim, market orada, yol orada!"

Vay be... Eskiden esnaf dediğin, mahallenin emniyet subayıydı. Anahtarı emanet ettiğin, dertleştiğin, "Velinimet" diye baş tacı edildiğin adamdı. Şimdi ise bazıları resmen dükkânın girişine "Müşteri Dövecek Yer Arıyoruz" tabelası asmış gibi davranıyor.

Biz yıllardır yazıyoruz, çiziyoruz. "Fahiş fiyat var" diyoruz, "Kredi kartından komisyon alınıyor" diyoruz, "Üslup yerlerde" diyoruz. Cevap hep aynı nakarat: "Denetleyeceğiz, inceliyoruz."

Yahu, neyi inceliyorsunuz? Laboratuvarda atomu mu parçalıyorsunuz? Şehrin göbeğindeki bakkal, resmen "kendi cumhuriyetini" ilan etmiş. Fiyat listesini kafasına göre güncelliyor, üzerine bir de fırça atıyor. Eğer bu kadar rahat hareket edebiliyorlarsa, demek ki denetim mekanizması ya "çay içip dönmekten" ibaret ya da kesilen cezalar esnafın günlük kâr marjının yanında devede kulak kalıyor.

Cezanın caydırıcı olmadığı yerde, fırsatçılık bir yaşam biçimine dönüşür. Sivas’ta şu an yaşanan tam olarak budur.

Bir de şu meşhur savunma var: "Gidin marketten alın o zaman!" Bak sen... Küçük esnaf "zincir marketler bizi bitiriyor" diye ağlarken, öte yandan vatandaşı elleriyle o marketlere itiyor. Kendi ayağına sıkmak buna denir herhalde. Ama mesele sadece ticaret değil, mesele Sivas’ın itibarı. Dışarıdan gelen bir misafir o büfeden o fırçayı yediğinde, "Sivas esnafı ne kaba" deyip gittiğinde bunun vebalini kim ödeyecek?

Vatandaşın cebi zaten yangın yeri, bir de esnafın "triplerini" çekecek hali kalmadı. Denetim yapan birimlerin artık kağıt üzerinde "evrak doldurmayı" bırakıp, sahada gerçekten "Devletin nefesini" hissettirmesi lazım. Eğer bir bakkal, sigaranın üzerine 5-10 TL koyup satabiliyorsa ve "Git nereye şikayet edersen et" diyebiliyorsa, burada denetimden değil, ancak bir "tiyatrodan" söz edilebilir.

Sivaslı sessizdir, sabırlıdır ama sahipsiz değildir ya da olmamalıdır (!) Bu şehirde "esnaflık" ruhu geri gelene kadar, biz bu fütursuzluğu tiye almaya da, yetkilileri dürtmeye de devam edeceğiz.

Çünkü bu gidişle alışveriş yapmak için yanımızda cüzdanın yanı sıra bir de "çelik yelek" ve "sakinleştirici hap" taşımamız gerekecek!