19 Şubat 2026, Perşembe
01:44

Ömer Gürsoy: Birleşik Krallık Büyükelçiliği Ankara Rezidansı’nda Tenisle Kurulan Köprü

Ömer Gürsoy: Birleşik Krallık Büyükelçiliği Ankara Rezidansı’nda Tenisle Kurulan Köprü

Spor yazarı Ömer Gürsoy, ''Birleşik Krallık Büyükelçiliği Ankara Rezidansı’nda Tenisle Kurulan Köprü'' adlı köşe yazısında sporun birleştirici gücü ile kültürel diplomasinin kesiştiği bu buluşmada, iki ülke arasındaki tarihi bağları ve tenisin toplumsal hafızadaki yerini ele aldı.

ANKARA - BHA

Spor yazarı Ömer Gürsoy'un ifadeleri:

Ankara’da şubat akşamları erken kararıyor. Ancak dün gece Birleşik Krallık rezidansının ışıkları, sıradan bir diplomatik resepsiyondan fazlası için yanıyordu. Bu kez davetliler resmi bir görüşmeye değil, Türkiye tenis tarihini anlatan bir film ve kitabın lansmanına katılmak üzere bir araya gelmişti.

Birleşik Krallık Büyükelçiliği Ankara’nden aldığım nazik davet üzerine katıldığım gecede, son derece nezih ve özenle hazırlanmış bir ortamla karşılaştım. Daha ilk andan itibaren bunun yalnızca bir tanıtım değil, hafızaya ve emeğe saygı duruşu niteliğinde bir buluşma olduğu hissediliyordu.

Ev sahipliğini Birleşik Krallık’ın Türkiye Büyükelçisi Jill Morris ile Türkiye Tenis Federasyonu Başkanı Şafak Müderrisgil üstlendi. Sporun birleştirici diliyle kültürel diplomasinin aynı çatı altında buluştuğu zarif bir akşamdı.

Resepsiyonun odağında, Türkiye’de tenisin serüvenini anlatan film ve kitap vardı. Osmanlı’nın son dönemlerinden Cumhuriyet’e, kulüp kültüründen uluslararası turnuvalara uzanan bu hikâye, aslında yalnızca bir sporun değil, modernleşme sürecinin de izlerini taşıyor. Tenisin Türkiye’deki köklerinin büyük ölçüde Britanya etkisiyle şekillenmiş olması ise geceye ayrı bir sembolik anlam katıyordu.

Konuşmalarda öne çıkan ortak tema sporun diplomasiye açılan kapısıydı. Büyükelçi Morris, sporun toplumlar arasında kalıcı bağlar kurduğunu vurgularken özellikle kız çocukları ve genç kadınlar için hayatları dönüştürme gücüne dikkat çekti. Müderrisgil ise Türk tenisinin geleceğinin, köklerine sahip çıkarak ve tarihini görünür kılarak inşa edildiğini belirterek, tenisi tabana yaymak ve gençlere ulaştırmak için yürütülen projeleri anlattı.

Ayrıca Büyükelçiliğin yalnızca bu etkinlikte değil, geçmişte Türkiye Futbol Federasyonu ile birlikte genç kızların sosyal hayata katılımını destekleyen projelerde de yer alması, sporun toplumsal dönüşüm gücüne dair umut verici bir tablo ortaya koyuyordu.

Resepsiyon, tenis camiasından pek çok ismi bir araya getirmişti. Uzun zaman sonra Başbakanlık’ta birlikte mesai yaptığım arkadaşlarımla karşılaşmak, eski günleri yad etmek ayrı bir mutluluktu. TED Spor Kulübü Vakfı Başkanı değerli dostum Selçuk Pehlivanoğlu ve Ankara Tenis Kulübü Başkanı Zeynep Göle ile sohbet etme fırsatı bulmak da geceyi kişisel olarak daha anlamlı kıldı.

Sonuçta bu lansman yalnızca bir film ve kitabın tanıtımı değildi; Türkiye tenisinin hafızasını kayıt altına alma çabasıydı. Ve belki de daha önemlisi, sporun iki ülke arasında kurduğu sessiz ama güçlü dostluğun zarif bir göstergesiydi.

Bazı geceler diplomasi masalarında değil, kortların hikâyelerinde yazılıyor.